Showing posts with label keyif. Show all posts
Showing posts with label keyif. Show all posts

Friday, December 3, 2010

Çocuğuma Nasihatler 3


Birinin Keyfini Kaçırmak Hiç Zor Değil
Şu anda ilk karşıma çıkan kişinin keyfini 2 dakikada kaçırabileceğime bahse girerim. Sen de kaçırabilirsin. Herkes kaçırabilir.(Kaçırıyorlar da.) Zor bir şey değil ki. Marifet hiç değil.




Kötü bir bakış, kötü bir söz, bir hakaret, bir küfür, bir acımasız şaka. Hele yakından tanıyorsan ve acıtacak yeri biliyorsan. Zor bir şey mi? Eminim herkes becerebilir.








Bir bebeği düşün, çek al elinden oyuncağını ağlasın, garip sesler çıkart, komik mimikler yap gülsün.






Bırakalım bebeği bir yana,herkesi gülümsetebilmek çok kolay değil midir? Güzel bir bakış, tatlı bir söz, bir kompliman, bir gülümseme, tatlı bir şaka, muzip bir göz kırpma. Bunu da herkes becerebilir. (Göz kırpmayı bilmeyenler, öpücük göndersin artık 😅




Tamamen seçim meselesi. Bulunduğun yere neşe, keyif, mutluluk mu saçmak istiyorsun, yoksa gücünü gösterip herkese haddini bildirmek, duracağı yeri öğretmek ve sana saygı göstermelerini sağlamak, sağladığını "sanmak" mı??
Diğer bir deyişle, mutlu olmayı mı seçiyorsun, haklı olmayı mı?
Şu hayat o kadar kısa ki, haklıysan da, bırak başkaları bilmeyiversin, anlamayıversin bunu; sen biliyorsun ya, yeter de artar bile.






Takma kafana saçma sapan şeyleri. Her anı gülümseyerek, gülümseterek, gülerek, güldürerek, hatta kahkaha atarak, attırarak geçirmenin zevkine bir varsan.



İşte o zaman. Olumsuz bir şey bulmak için fıldır fıldır bakan o gözlerini, eğlenecek bir şeyler bulmak için kullanır, kızmak için her fırsatı değerlendirmek yerine, gülmek için fırsat yaratırsın.

Tuesday, October 19, 2010

ÇOCUĞUMA NASİHATLER 1



Hani bilgeye sormuşlar,
- "Verdiğiniz onca doğru kararı neye borçlusunuz?" diye.
- "Tecrübelerime" demiş.
- "Tecrübelerinizi neye borçlusunuz?" diye sormuşlar.
- "Yanlış kararlarıma" demiş.



İnsan, doğrusu öyle bile olsa, kendi çocuğunun acı çekerek, canı yanarak dersler almasına razı olamıyor. "Bak benim elim yandı, sen elini ateşe sürme" demek istiyor.

Başlık için "nasihat" kelimesini özellikle seçtim. Tavsiyeler aynı duyguyu vermeyecekti. Yaşanmışlıktan geriye kalanlar olsun istedim; nasihat daha eski kelime ya, daha bilgelik içerir gibi geldi nedense. Babam nasihat derdi her zaman, belki onu anımsattığı için de hoşuma gitmiş olabilir. Biz babamla çok sohbet ederdik - hatta tartışırdık -, o sohbetlerden geriye ne çok şey kalmış, şimdi onun yokluğunda, yaşadıkça daha iyi görüyorum. (Benden de geriye bir şeyler kalsın bari. Belki ben yokken, lazım olur.)

Bizim çocuklarımız bizimle sohbet etmeye fazla zaman ayıramıyorlar. Onlar bizim onların yaşındayken olduğumuzdan daha meşguller. Onların cep telefonları var, PlayStation'ları var, 1000 kanal televizyonları var. Bizim yoktu. Biz ya dışardaydık, ya da evde. Dışardaysak, arkadaşlarımızlaydık. Evdeysek, müsaittik!

Her neyse. Bugünkü ruh halime göre ilk tavsiyem:

"HİÇBİR ŞEYİ GEREĞİNDEN FAZLA CİDDİYE ALMA, KEYFİNİ KAÇIRMA"



İnsan bunu gerçekten ciddi sıkıntılar, zorluklar veya kayıplar yaşadığında tam olarak anlayabiliyor ancak. O sıkıntıları çekmeyi bekleme çocuğum, söylüyorum işte, bir de böylesini dene.


Hayatında çok önemli değişiklik yaratmayan, küçük rahatsızlıkları, kolaylıkla görmemiş gibi yapabilirsin.

Al sana örnek:

Trafikte önündeki aracın ağırdan alması yüzünden, kırmızı ışığa mı takıldın.(En uzun yananı 90 saniye falan yanıyor!!!) Hiç umursama. Uçağın 90 saniye rötar yaptığında umursuyor musun? Etrafına bakın - belki çok da ilginç bir şey yakalarsın - ıslık çal, şarkı söyle. 90 saniye için sinirlenmeye, keyfini kaçırmaya değer mi?

Bir yere gidecektin de gidemiyor musun?? Gitme. Çok mu önemli? Başka yere git, belki orada daha çok eğlenirsin.

Her şeyin mutlaka bir de iyi yanı vardır, onu gördün mü, neşen hiçbir zaman kaçmaz.
Esnek oldun mu, her şeyden zevk alırsın. Takıntılıysan, her zaman üzülecek bir şey bulursun kendine.

İlk tavsiyem buydu. Zaten hayattaki bütün tavsiyelerim, neşeli olmak, neşeli kalmak ve etrafa neşe saçmakla ilgili olacaktır eminim. Galiba benim hayat amacım o!!! Umarım giderken bile herkes neşeyle yolcu eder beni.

Son sözüm: Neşeli olmak herkese yakışır. Bana inanmıyorsan, resimlerine bak.